Hazırlayan: 293 Özkan Kilci
![]() |
| Kimden 1976-1982 22kasım 2008 toplantısı |
![]() |
| Kimden 1976-1982 22 kasım 2008 toplantısı(2) |
![]() |
| Kimden 1976-1982 22 kasım toplantısı(3) |
| Kimden 1976-1982 22 kasım toplantısı(4) |
| Kimden 1976-1982 22 Kasım 08 Toplantısı |
Hazırlayan:19 Ayhan Anıl
Hazırlayan : 293 Özkan Kilci
| Kimden 1976 -1982 22 kasım toplantısı(6) |
Arkadaşlar duygularınızı, izlenimlerinizi, kısacası toplantımızdan sonraki halet-i ruhiyenizi yazmanız için işte kalıcı bir yer, işte klavyeniz! Üstelik okuyucularınız hazırda bekliyor;)



19 yorum:
Tek kelime ile harika olan bir geceye soylenecek baska bir sey bulamiyorum. Yureginize emeginize ellerinize saglik. Dostluklarin devamini diliyorum. Bundan sonra daha da sicak olacagini umuyorum.
Ne denilebilir ki.. her kare zaten anlatıyor. Hergün biraz daha kenetlenerek devam etmesi dileğiyle..
bir daha bir daha birdaha
son kişi kalana kadar !
evet yukarıdaki (adsız) yorumu yapan arkadaşımız Özkan'dır!!
Özkan arkadaşım yaptığın video tüm arkadaşlarımızın güzelliklerini,sıcaklığını,samimiyetini ve sonsuz mutluluklarını ortaya koymuş.senin eline,koluna,yüreğine ve emeğine sağlık.yaptığın video gibi yazdığın yorumlada noktayı koymuşsun.allah hepimize sağlık versinki bu arkadaşlıklar dillere destan olsun.yaşasın 82 mezunları.
bu gecemiz için kelimelerin kifayetsiz kalacağını tahmin etmiyordum
82 yılına ısınlanmıs gıbı kaldıgımz yerden ayne devam etmıs gıbı hıssettım.sankı kocaa seneler hıc gecmemıs gıbı uzerımızden.ınanın bırcok kısının ımrenecek kadar guzel bır dostluk sergıledık.samımı ve sıcacık hemde.gelecek toplantıda gorusmek uzere saglıcakla kalın..seval
1-recep krıcı arkadaşımız neden kızlar gurbunda var erkekler gurubunda yok anlayamadım
2-kemalin ve yılmaz yıldızında fotoğraflarında girişten itibaren her şey çekilmiş fakat
arkadaş şarkısı ve pijama partisi yok
3-bütün resimlerin içindekiler çok güzel inanılmaz güzeller
Her anı muhteşem duygu yüklü gecemizin henüz büyüsünden kurtulmuş değilim, kurtulmakda istemiyorum aslında. Benim için yaşanması gereken çok önemli gecelerden biriydi. Devam etmesini gönülden diliyorum. Hepinizi çok seviyorum canım arkadaşlarım...
Özkanım , Kemalim yaptığınız bu çalışmaların güzelliğini va anlamını açıklayacak söz bulamıyorum.Çok teşekkür ediyorum.
Selam, ben seval'in abisi Bülent . Hepiniz harikasınız .Beni kıskandırdınız. Tadını çıkarın bu güzelliğin.
30 yil sonra sanki hic ayrılmamis gibi hissettirdiginiz,
Tipki cocukluk anilarımda hayal ettigim gibi kaldiginiz icin hepinize tesekkur ederim.
Benim icin cok özelsiniz ve bunu sonuna kadar hakediyorsunuz.
çok güzeller ya , bu objektif kimse, muhjeşem anlar yakalamış çok güzel çok teşekkürler.
arkadaşlar herşay çok güzel,hepimiz çok mutluyuz.ilkbaharda hafta sonu küçük bir geziye ne dersiniz?örneğin kapadokya,abant gibi.hepinizi çok seviyorum iyiki arkadaşım olmuşsunuz.sevgiler
"Ya biz, binde bir karşımıza çıkan dostluk,arkadaşlık, sevgililik fırsatlarını ne yapıyoruz?
Akşamüstünün bir saatinde,
yorgun gövdemizi yaslayıp mırıl mırıl konuşabileceğimiz, omzumuza dolanan bir kolun,başımızı yaslayabileceğimiz bir omzun,
belimizi kavrayan bir elin,
uzun yollara dayanıklı aşkların sahibi karşımıza çıktığında
tanıyabiliyor muyuz onu, değerini biliyor, biricikliğini, benzersizliğini anlayabiliyor muyuz?
Yoksa hayatı sonsuz, fırsatları sayısız sanıp kendimizi hep ilerde,
birgün karşılacağımızı sandığımız bir başkasına, bir yenisine ertelerken hayat yanımızdan geçip gidiyor mu?
Karşımıza erken çıkmış insanları
yolumuzun dışına sürerken bir gün geri dönüp onu deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katıyor muyuz?
Hayat her zaman cömert davranmaz bize, tersine çoğu kez zalimdir.
her zaman aynı fırsatları sunmaz,
toyluk zamanlarını ödetir.
Hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların,
eskitmeden yıprattığımız dostlukların,
savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla
yapayalnız kalırız bir gün...
Bir akşamüstü yanımızda kimse olmaz, ya da olanlar olması gerekenler değildir.
Yıldızların bizim için parladığını göremeyen gözlerimiz,
gün gelir hayatımızdan kayan yıldızların gömüldüğü maziye kilitlenir...
Kedilerin özel bir anını yakalamak gibidir kendi hayatımızdaki olağanüstü anıları
olağanüstü kişileri yakalamak...
Bazılarının gelecekte sandıkları 'Bir gün' geçmişte kalmıştır oysa;
hani şu karşıdan karşıya geçerken trafik ışıklarında rastladığımız ,
omzumuzun üzerinden şöyle bir baktığınız sonra da boşverip
'Nasıl olsa ileride bir gün tekrar karşıma çıkar' dediğinizdir.
Oysa tam da o gün bu zalim şehri terk etmiştir o;
boş yere bu sokaklarda aranırsınız..."
Murathan Mungan
Bu arada herkes rüyadan uyanmış gibi, dünya dönmeye devam ediyor. Biz de bize verilenlerle süreyi tamamlamaya doğru gidiyoruz. Ne kadar farklı gibi görünse de gittiğimiz yol ve yer aynı. ismail'im demişti ki benim için; "Özkan hep aynı! Özkan hala bu yolculuk nereye? diye soruyor." Ben buldum da insanlara soruyorum yalnızca. Gece de sordu,ona bir kelimeyle söyledim! Aslında herkes her şeyin doğrusunu gayet iyi biliyor. Bir gerçek daha söyleyeceğim ve bir çelişki, bu sorunun cevabını bulan arkadaşlar kalıcı yorumlar yazsınlar isterim. "İnsan hep geleceğe güzel bakmalı ve anını güzel yaşamalı, geçmiş geçmişte kalmıştır, bugün önemlidir." derler, biz hepimiz birden niye geçmişe döndük ve o geçmiş, yaşadığımız anda neden bu kadar mutlu etti? Elbette ki bu soruların cevabı kendimce var. Bu çelişki gibi görünen konuyu nasıl açıklarsınız? Buna cevap hepimiz için hangi yoldan olursa olsun aynı olduğunu bir çok kişi yazarsa hepimizin aynı şeyi düşündüğü ortaya çıkacaktır. Bu geceye katılan hiç bir kişi seyre değil kendini yaşamaya geldi. Yaşanmayan yarımları yaşamak için. Aslında ben yine cevap yazmış gibi oldum, kusura bakmayın.
Gene Annen Geldi, Bütün Günüm Mahvoldu!
Yazar: Nurdoğan Arkış
(s. 33)
“Ölüm Bilinci
Zaman zaman eğitimdeki katılımcılarla aramızda şu tür bir konuşma geçer (elimden geldiğince o ortamlarda olduğu haliyle size aktarmaya çalışacağım):
Ben: Arkadaşlar, aranızda ölümcül hastalığı olan var mı?
Katılımcılardan Biri: Allah'a şükür, hocam, bildiğimiz kadarı ile yok.
B: Ne güzel! Peki, bana, istisnasız tüm insanların, yani altı milyar insanın da başına geleceği garanti bir şey söyler misiniz? Cevap neredeyse otomatik olarak çıkar:
K: Ölüm.
B: Gerçekten de ölüm tüm insanların başına geleceği kaçınılmaz olan tek şeydir. Doğum da tüm insanların başına kesinlikle gelmiştir, ama bundan sonra gelmesi kesin olan tek şey ölümdür. Diğer hiç biri insanların tümünün başına gelmeyecektir. Peki, madem öleceğimiz garanti, bu benim ölümcül bir hastalığım olduğunu göstermez mi? Katılımcılar burada sessizce, başlarıyla onaylamaya başlar. Öleceğim belli ise benim ölümcül bir hastalığım olduğu da açıktır. Şu şekilde devam ederim:
Peki, ne zaman öleceğimizi biliyor muyuz?
K: Hayır hocam,
B: Şu saniye içinde olma olasılığı var mı?
K:Var.
B:Yarın?
K:Evet.
B: 30 yıl sonra?
K: Olabilir.
B: Peki bunlardan hangisinin sizin başınıza geleceğini bili yor musunuz? Mesela bu akşam eve sağ salim varacağınızı nereden biliyorsunuz? Sınıf sessizce dinlemeye devam eder. Çünkü genellikle yaşama böyle hiç bakmamışlardır. Sözümü sürdürürüm:
B: Peki bir de tersini düşünelim, bu akşam eve döndüğünüzde, bu sabah evden çıkarken sağ salim bıraktıklarınızı sağ bulma garantiniz nedir? Var mıdır böyle bir garanti?
K: Yoktur hocam.
B: Peki nereden biliyoruz, az sonra telefonumuzun çalmayacağını ve evdekilerden birinin az önce öldüğünün bize söylenmeyeceğini? Katılımcılar burada rahatsız olmaya başlarlar.
K: Hocam konuyu değiştirsek?
B: Ama en yalın ve açık gerçek üzerine konuşuyoruz, biraz daha devam edelim bence. Peki, acaba bunu dün gece bilseydiniz, yani evde akşam birlikte olduğunuz kişilerden birinin yarın ölüm günü olduğunu bilseydiniz, o zamanı aynı dün gece olduğu biçimde mi geçirirdiniz? Yoksa farklı şeyler mi yapardınız?
K: Kesinlikle çok farklı geçerdi Hocam.
B: Şimdi sizden rica ediyorum, lütfen bir an arkanıza yaslanın, gözlerinizi kapatın ve bu sabah evden çıkarken evde bıraktıklarınızdan birinin gerçekten öleceğini düşünün, dün akşamınızı nasıl geçirirdiniz? Aynı iletişim mi olurdu? Onunla aynı konuları mı konuşurdunuz? Aynı konular, tartışma ya da gerginlik konusu yaratır mıydı? Yoksa önemsiz hale mi gelirdi? Bu sabah evden çıkarken, bu son görüşünüzde ona ne derdiniz? Onun boynuna sarılmakta tereddüt eder miydiniz? Çok sıkı sarılmaya mı, aynaya mı vakit ayırırdınız? Ona “yüreğinizin taa derininden gelen bir “seni gerçekten çok seviyorum” demeye ne gerek var diye düşünür müydünüz? Onun ölecek olması sizin ona duyduğunuz sevgiyi yoğunlaştırmaz mıydı? Burada bazı katılımcıların ağladığı olur. Belli ki dün akşam yaptıklarından bir kısmının ne kadar anlamsız olduğunu şimdi fark etmişlerdir.
B: Şimdi gözlerinizi açabilirsiniz, acaba kaç tartışmamızı bu kadar gereksiz biçimlerde yapıyoruz, kaçı gerçekten yaşamda karşımızdakinin varlığından daha önemli, hangilerinde “şimdi kalbini kırdım, ama zaman içinde ben ondan özür dilemesini bilirim?” diye kendi kabuğumuza çekilip tartışmaları donduruyoruz. Yarattığımız kırgınlıkları tamir etme olanağımız gerçekten var mı? Buna zamanımız gerçekten kaldı mı?
Ölüm Bilinci Sevginin Kaynağıdır
Genellikle bu uygulamadan sonra katılımcıların olumlu bir bilinç geliştirdiklerini görürüm. Bazıları ilk arada derhal telefonlara sarılır, bazıları gelir “hocam, şimdi karımı aradım, dün akşam üzerinde konuştuk, ondan özür diledim, hocam” der, bazıları “hocam, bak kocama şu mesajı çektim, der, ona yıllardır, seni seviyorum dememiştim, hocam” der.
Değişen karılarımız ya da kocalarımız, ya da dün gece yaşananlar değildir, sadece olaylara bakış tarzımız, bakmak için seçtiğimiz bilinç, önem verdiğimiz şeylerin sıralaması değişmiştir. Yaşamın gerçek anlamı yerine gelmiştir: İlişki. Yaşam kendimizle ve çevremizdekilerle kurduğumuz ilişkiden başka bir şey değildir. Bu ilişkiyi en olumlu hale getirecek her seçim doğrudur. Olumlu olmasını engelleyen her seçim de yanlıştır. Ne yazık ki, günlük hayhuyun ve gelecek kaygısının çok içselleştirilmesi içinde bu son derece açık gerçek bilincimize ulaşamamaktadır.”
Bu yazıyı ilk okuduğumda da sonraki okumalarımda da çok etkilendim... kafamda şekillenen şuydu; biz sevgimizi hayattayken ve birbirimize ulaşabilecekken söylemeyi ıskalıyoruz. Tanıdıklarımızın cenazelerine gidiyoruz( bitmeyen işleri ancak o zaman bitiriyoruz), ve arkasından, yüzüne söyleyemediğimiz, oysa duysa ne kadar hoşlanacağı şeyleri, başkalarına söylüyoruz... Ne yazık! Ben hayatıma bir şekilde giren tüm insanları o kaçınılmaz son gelmeden görmek, söylenecekleri söylemek, ve o an geldiğinde de içimde hiç bir ukde olmadan huzurlu olmak istiyorum arkadaşlar, ve hepinizi çok seviyorum:)
Merhaba arkadaşlar,toplantıdan bu yana yaklaşık on gün geçti ama sanırım o heyecan, mutluluk 22 Kasımdaki gibi aynen devam ediyor hepimizde.Bu nedenle geçte olsa birşeyler yazmak istedi.
Evet arkadaşlar, pazıl ya da Türkçe söylemek gerekirse yap-boz, yapmayan yoktur herhalde aramızda değil mi?Ben hayatı da büyük bir pazıla benzetirim çoğu zaman, her bir parçası sevdiklerimizden, arkadaşlarımızdan, dostlarımızdan, acı tatlı anılarımızdan oluşan büyük ve üç boyutlu bir pazıla. Hayatın verdiği her şey kabulümüz, kimi zaman mutluluk getirse, zaman zaman acı sınavlardan geçirse de rolümüzü oynayıp pazılı tamamlayıp, ineceğiz bu sahneden.Hayatta iyi bir insan olarak iz bırakıp gitmek için mücadele verirken, hep bu pazılı tamamlamaya çalışırız aslında.Çalışırız da çoğu zaman başarılı olamayız işte benim pazılım da hep eksik parçalar vardı, her arayışımda yerine tam oturmayan parçalar geçti elime de bir türlü o eksikliği tamamlayacak doğru parçaları bulamadım ben.Taki 22 Kasıma kadar.Sevgili Eser adeta bu eksik parçaları avucumun içine koyuverdi bu tarihte.Meğerse ne kadar da yakınımdaymış hepsi, hepsi de gerçek, hiç değişmemiş; çocukluğum, gençliğim, dostlarım, arkadaşlarım, sevgi, özlem, vefa kısaca hayatımın bir çok eksik parçası.Parçalar yerine öyle güzel oturdu ki, zorlanmadan tamamladım bu pazılı öyle mükemmel öyle güzel oldu ki, hepsini yapıştırdım yüreğime bir daha kaybetmemek, bir daha bozmamak için taki bu sahneden inene dek.
Sevgili arkadaşlar hepinize merhaba. Eve döndüğüm gibi yazmak istedim ama olmadı.ancak şimdi yaza biliyorum. hani derler ya bazı şeyleri anlatmakta kelimeler yetersiz kalıyor bende 22kasım gecesi hakkında düşünce ve duygularımı anlatmaya kelimeler bulamadım.gerçekten harika bir geceydi okadar mutlu oldum ki anlatamam.beni ençokta etkileyen seneler çok seneler sonra bile bıraktığımız yerden devam etmemizdi.gerçek dostluklar güzel arkadaşlıklar.hepiniz çok güzeldiniz.
önce esere ve ona yardim eden tüm arkadaşlarada çok teşekkür ederim.
geçmiş bayramınızıda kutluyrum.sağlık ve sevgiler diliyorum.Reyhan Akabey.(kilci)
Yorum Gönder