8 Kasım 2008

Empati (Duygudaşlık)


"Her insan dünyaya, kendine özgü bir bakış açısıyla bakar; kendisini ve çevresini, kendisine özgü bir şekilde algılar. Bir insanı anlamanın en iyi yolu dünyaya onun bakış açısıyla bakılmasıdır. Bunun için kişinin rolüne girilerek onun yerine geçerek, olaylara bakış açısı ve algılama şekli yakalanabilir.
"
Empati, bir insanın kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak onun duygularını ve fikirlerini doğru olarak anlamasıdır. Karşıdaki kişinin gözünden bakmak, onun ne duyduğunu, ne hissettiğini, niçin öyle davrandığını, niçin öyle düşündüğünü anlayabilme yetisidir.

Empatinin tam olarak gerçekleşmesinin üç kuralı vardır;

-Bir insanın kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak, olaylara onun bakış açısıyla bakmak,

-Karşıdakinin duygu ve fikirlerini doğru olarak anlamak ve hissetmek,

-O kişiyi anladığını ona anlatmak.


-ALINTI- "


Hayattaki her ilişkimizde uygulamamız gerektiğine inanıyorum bu kuralları ve paylaşmak istedim sizlerle arkadaşlar...

392 Eser

3 yorum:

Adsız dedi ki...

biz neyi biliyoruz ?
haddimizi biliyoruz.
ama haddini bilmeyenlere aynı kurallarla empati yapalım !
ne olur o zaman ?
bütün dünyada bilgelik seviyesine ulaşmış insanların kötülük vasfını üstlendiğini görüyoruz.çünkü onlar
aydınlanmış değiller,biz bunların farkında olmazsak eğer , bunların bir çoğu bize salak muamelesi yapmaya devam edecekler. zamanı geldiğinde onları salak yapabilmek için hadlerini öğretmek , iyi insan olabilmenin 1. şartı bence,
ben tüm insanları seviyorum dedim. bunları gördükçe ''o '' olmadığım için şükrediyorum. öyle bir insan tanımından bahsediyoruzki empatiyi mevlananın şu sözlerinde ki tarife yerleştir bakalım.
''melekler bazen insan yaratılmadıkları için üzülürlermiş,bazende şeytan insan olmadığı için şükredermiş''
mustafa filmini seyrettim ve çok üzüldüm. can dündar gibi iyi bildiğimiz bir insan bunu yaparsa diğerlerine hiç bir sözüm yok.
gelde burda empatiyi uygula!!!!!

Adsız dedi ki...

"Bir insana sempati duymak demek, o insanın sahip oldugu duygu ve düşüncelerin aynısına sahip olmak demektir. Karşımızdaki kişiye sempati duyuyorsak, onunla birlikte acı çekeriz yada seviniriz. Empati kurdugumuzda ise karşımızdakinin duygu ve düşüncelerini anlamak esastır. Kendimizi sempati kurdugumuz kişinin yerine koymamız ve onu anlamamız şart degildir; sempatide "yandaş" olmak esastır. Empati kurdugumuzda ise karşımızdaki kişiyle aynı duyguları ve görüşleri paylaşmamız gerekmez; sadece onun duygularını ve düşüncelerini anlamaya çalışırız. Bir insanı anlamak başka şeydir, ona hakvermek başka şey. Empatide anlamak, sempati de ise anlamış olalım ya da olmayalım, karşımızdakine hak vermek sözkonusudur. "
Yani Özkan'cım empati yaptığımda, SEmpatideki gibi,karşımdaki insan gibi olmak istemiyorum, sadece kendimi onun şartlarında düşünerek, onun davranışının sebebini anlamaya çalışıyorum, yani bu her zaman ona hakveririm demek de değil! SAdece anlamak!
Bilmem anlatabildim mi?
;)
"Mustafa" filmini henüz izlemedim, iki karşıt görüşten hangi tarafta yer alıcam ben de merak ediyorum...

Adsız dedi ki...

Eser’cim, yazını beğeniyle okurken biryandan da iç hesaplaşması yaptım. Karşımızdaki insanlara, yaşanılan olaylara at gözlüğüyle değil de, özümüzden uzaklaşmadan, ne kadar objektif bakabiliyoruz? Nedense fikirlerine katılmasak bile,davranışlarını zaman zaman onaylamasak bile, belki sırf ondan aldığımız pozitif elektrikten ya da duygularımızın yoğunluğundan dolayı “haklısın'' ya da tam tersi sırf antipatik olarak gördüğümüz için ''haksızsın'' demek yerine, neden haklı veya haksız diye yargılamadan sadece, ''anlıyorum'' diyemiyoruz? Genellemek ne derece doğru bilemiyorum ama, gözlemlediğim bu. Anlamak ya da anlamaya çalışmak zor geliyor sanki insanlara. Ama karamsar da değilim. Sempati ve antipatinin yanında empatiyle bakan da yok değil. Zamanla empatinin meyvelerini aldıkça daha da çoğalacağına inanıyorum.
Mustafa filmini ben de henüz seyredemedim.İlk fragmanını gördüğüm zaman oğlumla birlikte gitmeye karar verdim. Geçen hafta üniversite öğrencileriyle yapılan söyleşiyi izledim, merakım daha da arttı..Çünkü biz Atatürk'ü irdelemeden sorgulamadan kayıtsız şartsız sevdik. Onun dışında bir alternatifimiz yoktu. Sorgulayamazdık,yargılayamazdık, yasaktı, suçtu. Biz sadece Atatürk olarak tanıdık ve tanıttık. Ama konuşmalardan çıkardığım kadarıyla insan yönüyle daha çok ele alınmış, bunun da daha genç beyinleri olumsuz etkileyeceğini zannetmiyorum aksine empatinin burada devreye girip, anlayarak seveceklerine, ilkelerine daha da bağlanacaklarına inanıyorum. Ulu Önderimizin söylediği o güzel söz ''Beni görmek demek behemehal yüzümü görmek, değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı ANLIYORsanız ve HİSSEDİYORsanız bu kafidir.” Sanki bütün bu söylenenlere cevap gibi geliyor. Ne söylenirse söylensin, şimdi daha iyi anlayarak, daha çok severek, ilkelerine daha sıkı sarılacağımıza eminim.
Sevgilerimle…