1976'da Karacabey Lisesi'ne "Merhaba!" deyip, 1982'de "Hoşçakal!" deyenlerin, ve bu yıllar arasında bir şekilde yolu Karacabey Lisesi'nden geçenlerin toplanma yeri...
18 Aralık 2008
Bu yolculuk Nereye?
Hazırlayan: 293 Özkan Kilci
Kaynak: www.buyolculuknereye.com
Bu videoyu buraya, hepinizin izlemiş olduğunu umarak koydum...
Ama istisnai durum varsa bir şans olsun diye, ve izleyenlerle tekrar, hep beraber burada izleyelim diye... Çünkü biz herşeyi paylaşarak yapmayı seviyoruz, albümlerimizi, sevdiğimiz yazıları paylaşıyoruz, sonra da burada didikliyoruz ne güzel!
Yoksa herkes kendi albümüne zaten bakıyor evinde, sevdiği yazıları tekbaşına zaten okuyor kendi bilgisayarında!
Ama o zaman burada duyduğumuz hepsi kendi içsesimiz kadar yakın, hayatımıza yepyeni pencereler açan, yüreğimizi genişleten, görünmez kanatlar takıp bizi yükselten fikirler olmuyor ki!!!
Artık Sevgili Özkan'ın adıyla özdeşleşen bir slogan oldu "Bu Yolculuk Nereye?" ya,
biz yine ilk kez duyuyormuşcasına merakla basalım "play"e ve bir kez daha soralım kendimize ; BU YOLCULUK NEREYE?
Ve cevaplarımızı da burada didikleyelim yine hep beraber...
Eline, koluna, kocaman sevgi dolu yüreğine sağlık Sevgili Özkan, sen bizim için bir şanssın, yıllarda kaybolmadan tekrar buluşmamız da bir şans!
Teşekkürümüz hem sana, hem de her zamanki gibi bize bu şansı verene...
392 Eser Tunay
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
5 yorum:
Özkanım eline, aklına sağlık, çok güzel olmuş.Bazı yerlerde zorlandım, bu dünyada beşinci boyutun olmadığına ancak ahirette olduğuna inanarak olayı geçiştirebildim.Yoksa beşinci boyutu aramaya kalkarsam kendimi kaybedeceğimi biliyorum.Herkese de aynısını tavsiye ederim.Sonunu süper bağlamışsın, kızında maaşallah çok tatlı, allah bağışlasın.
sevgili eser çok teşekkür ediyorum.metinler yazmaya çalıştığım kitaptan alıntılardır. ses bana aittir.aşk kısmındaki animasyonlar ve müzik bana aittir.you tube da 1 ayda 3000 kişi izlemiştir. bir çok sufizm sitesinde yayınlanmaktadır.ismimi kullanmamaya özellikle dikkat ettim.ismimin önemi yok düşüncelerin her insanda var olan, farkındalığı açığa çıkarmak için,yaptığım bir çalışma,yaşananların yaşayarak tasdik edilmemesi için ,
herkes nasibi kadar alır.
bir çoğunuz daha fazlasını biliyordur.onların kendinde tutmamalarını paylaşmalarını öneririm.kendim için söyleyeceğim şey şudur.''BEN NEYİ BİLİYORUM? HADDİMİ BİLİYORUM.''
yazmaya çalıştığım kitap , hayatımda insan olarak yaptığın en hayırlı iş olarak kabul ediyorum.inşallah hep birlikte tamamlayacağız. hazirana kadar.....
Aşk Adamı arkadaşım, bu aşk; insan, çiçek, yaprak, ot, çöp, börtü-böcek, kuş aşkı...Kısaca yaratılmışların aşkı... YARADAN'dan ötürü... Hepimize birer bilet verildi ellerimize...Kimimize alel acele yaşam için uçak, kimimize otobüs, kimimize sindire sindire yorucu ama doyurucu bir okadar da sefalı SANDAL bileti. Sandala bilet olur mu demeyin, benim sandalımın bileti elimde... O sandal ya saray olacak, ya harabe, rüzgarı nasıl alırsak öyle giden...
Film muhteşem! Kaçıncıya seyrettim bilmem ama her seyrettiğimde birkez daha hayran oldum, inancımın birkez daha katlandığını hissettim ve şu geldi aklıma;"24 saatlik bir ödül için tırtılın kelebek olma çabası"... Bizlere sunulan bir derya, bir hazine, o hazineyi iyi harcayıp deryada boğulmamak dileğiyle... Ellerine, güzel aşk dolu yüreğine sağlık, iyi ki varsın, iyi ki hayatımızdasın...
Özkan Youtube sayfan persembeweb mi videonu burada buldum..
Özkan ‘ım bu kadar gecikmemin nedeni senin moduna girebilmek içindi fakat bende o yetenek yok kardeşim,ama bu geçen süre içerisinde biraz kitap birazda internet karıştırdım,her ne kadar nerden geldik nereye gidiyoruz sorularına yanıt bulunamadı desekte herkesin bir sözü var elbet herhalde şunu ezbere biliyorsundur :
Nereden geldik?
Hep bu çember, dolanıp durduğumuz
Ne önümüz belli, ne sonumuz
Kim varsa bilen, çıksın söylesin:
Nereden geldik, nereye gidiyoruz?
Ömer Hayyam'ın 'Nereden geldik?' isimli rubaisinde sorduğu, insanlığın en eski ve en heyecan verici sorusudur bu; nereden geldik, nereye gidiyoruz?
Herşey nasıl başladı? Gökler ve yeryüzü nereden geldi? Evren sistemimize ilişkin ne biliyoruz? Niçin ortaya çıktı? Nereden gelip nereye gitmektedir? Evrenimizin bir başlangıcı var mı? Ya da bir sonu? Eğer bir sonu varsa, bu son nasıl olacaktır.
Değerli dostlar acaba şu soruları kendimize hiç sorduk mu?:
Niçin yaşıyoruz?
Bu dünyaya niçin gönderildik?
Hayatımızın gayesi nedir?
Ondan neler bekliyor ve neler buluyoruz?
Nasıl yaşamalıyız ki, mutluluğu tatmış olalım ve ah-vahlardan kurtulalım.
Efendim, insanlar vardır, doğarken ölür. Seksen-yüz sene yaşayanlara da rastlarız, çiçeği burnunda ölenlere de. Ama biz az yaşayanlara pek bakmayız da, gözümüzde hep o uzun ömürlüler canlanıverir.
Acaba o yaşlılara sorsaydık, ne gibi cevaplar alırdık dersiniz? Hayatı bilenler için; hayat, çok kısadır. Senelerden, günlerden, hatta saatlerden bile kısa. Görünürde biz onları 70-80 sene yaşamış sanırız. Ama onlar ömürlerini bir yaz yağmuruna benzetirler. Yunus Emre bu gerçeği ne güzel dökmüş dizelere sanırım bunuda ezbere biliyosun kardeşim ;
“Şol geçti ömrüm benim /
şol yel esüp geçmiş gibi /
hele bana şöyle geldi /
ŞOL GÖZ YUMUP AÇMIŞ GİBİ”
Hayatımız akıp giden bir an ‘dır. Geçmişimize baktığımızda elimizde ondan hiçbir şey kalmadığını görürüz. Yok olup gitmiş. Gelecek de henüz gelmemiş. O da yok hükmünde. Geriye yaşadığımız AN kalıyor.
Dediğin gibi kardeşim : nihayeti ararken nihayet biz oluyoruz , ne bir dakika önceye dönüyoruz nede bir dakika sonrayı biliyoruz (senden alıntıdır)……… Evet dostum bu anlamda sen de bir kahramansın gözümüzde bizim aklımıza getirdiğimiz ancak dilimize gelmeyen , kalbimizde kımıldayan ama söyleyemediğimiz sözleri sen dillendirdin “ Küçük Kasabanın Büyük Kahramanı “ sın inan , alnından öpüyorum kardeşim...
Yorum Gönder