1976'da Karacabey Lisesi'ne "Merhaba!" deyip, 1982'de "Hoşçakal!" deyenlerin, ve bu yıllar arasında bir şekilde yolu Karacabey Lisesi'nden geçenlerin toplanma yeri...
20 Ocak 2009
Su Mucizesi
KAR kristallerinin harika görüntüler verdiğini ve her kristalin diğerinden farklı olduğunu biliyoruz. Bu bilgiden yola çıkan Japon bilim adamı Masaru Emoto “Şayet suyu dondurup karda olduğu gibi kristallerine bakabilirsem, her kristalin eşsiz ve benzersiz olduğunu görürüm” fikrine varmış. Oluşturduğu buz kristallerinin fotoğraflarını çektiğinde son derece zarif ve değişik geometrik şekiller elde etmiş.
Ancak deneyi şehir suyuyla yaptığından sonuç felâket olmuş. Bütünlüklü tek bir kristal bile şekillenmemiş. Suyu sterilize etmek için kullanılan klorun, suyun doğal yapısını düpedüz mahvettiğini tespit etmiş.
Halbuki insan eliyle müdahale edilmemiş sulardan (kaynak ve pınar suları, buzullar, yeraltı suları, temiz akarsular vb) daima bütünlüklü harika şekilli kristaller teşekkül etmekteydi.
Sonra Emoto farklı deneylere karar verdi: Sevgi ve nefret dolu kelimeler yazıp bu kâğıdı su dolu şişeye sardı ve suyun tepki verip vermeyeceğine baktı. Suyun “teşekkür ederim” yazısına son derece güzel bir kristalle karşılık verirken, hakaret ve nefret içeren cümlelere biçimsiz, parçalı kristal ürettiğini hayretle müşahade etti.
Ayrıca suya okunan olumlu, teşvik edici kelimelerden çıkan titreşimlerin olumlu etki bıraktığını; olumsuz kelimelerin oluşturduğu titreşimlerin hayatımızı paramparça etme gücüne sahip olduğunu da gözledi.
Suyun ürettiği kristallerle farklı bir dünyaya girmişti. “Su bana insan ruhunun zarafetini ve sevginin dünyamızdaki büyük etkisini öğretti” diyor. Bu deneylerden sonra Emoto “Şuurun ve kelimelerin enerjisinin, gözlerimizle gördüğümüz şeyleri değiştirebileceği” fikrine vardı.
Cenab-ı Hak “Biz canlıyı sudan yarattık” (Enbiya, 30) buyuruyor. Su böylesi bir öneme sahip. Hayat için gerekli besinleri çözündürme ve bunları dağlardan nehirlere, oradan da okyanuslara taşıma gibi eşsiz yeteneklere haiz.
EMOTO’dan öğrendiğimiz bir başka husus da şu: İnsan beyni ve bedeni yüzde 70 sudan teşekkül etmiştir. Sevgiyle, iyi niyetle, Rabbimizin adıyla bir şeye yaklaştığımızda içimizdeki su bize olumlu cevap verecek, harika kristaller oluşturacaktır. Hepimiz bu müthiş enerjinin farkında olmalıyız. Çünkü herhangibir şeye nazar ettiğimizde bakış açımızla o şeyi etkileriz. “Ben neyim ki?” deyip geçmeyelim. Bakışlarımızda ve niyetimizde dünyayı değiştirecek güç vardır. Baktığımız insanın bünyesindeki su, çevredeki suyla rezonans içindedir. Sevgiyle, teşekkürle, karşımızdaki için hayır düşünerek ve iyi niyetle yaklaştığımızda çok şeyin güzel ve olumlu yönde değiştiğini görürüz. Cansız, şuursuz zannettiğimiz nesnelerin böyle olmadığını, kendilerine has bir şuurlarının olduğunu anlarız.
İnsan bedeni zaten şuurludur ve şuur da ruhtur. Bedenimizde dolaşan suyun harikulade güzel kristaller oluşturma becerisine sahip olduğunu bir düşünelim. Sevgi ve huzurun iyileştirici gücünden daha üstün bir şey olmadığını anlarız. Sevgi dolu oldukça, negatif güçleri ortadan kaldırıp bedenimize yeniden dinçlik ve sıhhat kazandırırız.
Bakış açımızla suyun tadının farklılaştığını biliriz. Yürüyüş veya benzeri egzersizden sonra veyahut güneşli bir havada susamışken içtiğimiz suyu ferahlatıcı ve lezzetli buluruz. İçimizden hissettiğimizi adeta suyun tadında fark ederiz.
Meselâ Rabbimize verdiği nimetten dolayı şükrederek içtiğimizde suyun bizatihi kendisi fiziksel olarak dönüşüme uğrayacaktır. Aynı suyu farklı bir duyguyla içtiğimizde ise aldığımız tad değişecektir.
Emoto, dua edilen suyu nda farklı kristaller verdiğini tespit etmiş: “Duanın titreşimlerinin sudaki her şeyi anında etkilediği şüphesizdir” diyor.
Ciddi bir rahatsızlık geçirip bıçak altına yattığımda salih ve faziletli bir büyüğüm “şifa bulursun inşallah” niyetiyle bir şişe suya dua okuyup içmem için bana göndermişti. Geleneğimizdeki bu hadisenin bilimsel bir temelinin bulunduğunu da Emoto’nun tecrübelerinden anlıyoruz.
(Kaynak: Su Mucizesi. Masaru Emoto. Kuraldışı Yayınları.)
Sefa Saygılı
(www.zaferdergisi.com)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
2 yorum:
su mucizesinin anlatıldığı kısa filmin aslı orjinal adı ''what the bleep the now'' olan neyi biliyoruz ki ? adlı muhteşem belgesel ve bilimsel niteliği olan filmin parçası eğer denk gelirde merak ederseniz dikkatlice izlerseniz,var oluşa dair çok şey öğrenebilirsiniz.
aslında çok fazla film ve kitap var, fakat bir çoğu sığ kalıp tamamı ile birbirinin tekrarı fakat, bazı film ve kitaplar, bir kütüphaneye bedel, eğer merak eden olursa, kendimce önerebileceklerimle zamanı boşa harcamadan kısa zamanda önemli bilgilere ulaşmak mümkün
farkındalıkla başlıyor her şey ve yaratıcılıkla bitiyor.
çocuklardan başlamak lazım, bizim yaşamamamız gerekenleri,onlarda yaşamasın diye,
yepyeni boyutlara yaşayamadıklarımıza ancak böyle ulaşabilirler.kendi bloğumda bu materyelleri, sergilemek anlatmak isterdim, çok amatör internet bilgim olduğundan beceremiyorum.ancak eser bana yardım ederse , bloğumu daha güzel ve anlaşılır hale getirebilirim.bazen gençlere soruyorum.onların beyinleri daha iyi diye, fakatgörüyorumki ülkemin gençleri şimdiden kilitlenmişler.
acı ama gerçek,
o zaman kendimde bir suçluluk duyuyorum, üzülüyorum.
onlara istedikleri hangi sevgiyi verebildik?
hangi yolu gösterdik?
biz bulabildik mi?
Sevgili Özkan ben seve seve, bilgim elverdiğince yardıma hazırım. Çocuklar konusunda sana katılıyorum... ama sonda ki sorun da herşeyi tam ifade ediyor; "biz bulabildik mi?" Bu soruyu olumlu cevaplayamadıktan sonra kimseye bir faydamız olmaz. Ben de bir yolcuyum, benden kilometrelerce değil, bir adım önde olanın bile bilgisine açığım ve ihtiyacım var; kendim için, çocuklar için, akranlarım için, büyüklerim için, aynı zaman dilimini paylaştığım tüm insanlık için... Allah yardımcımız olsun, sevgisiz herşeyden bizi korusun, sevgilerimle arkadaşım:)
Yorum Gönder